EL MAGRİP FAS – Fes(Fez) 2

Keşf-i Diyar tarafından tarihinde yazılmış. Fas altında yayınlanmış.

…VE BİR DE BİR BİLMECE: Yazıya renk katmak adına, Tanca’da çekilen bir kitabe,farklılık göreceksiniz, cevabı makalede gizli, dikkatli okuyucularım zaten hemen bulacaklardır…:)

 “TELAA KEBİRA-BÜYÜK YOKUŞ YOLUNDA…”

Şehrin en çok ziyaret edilen yeri sarı duvarlarla çevrili “Fes El Bali-Eski Fes”, ortaçağ yaşantısından süre gelen çok az değişmiş mimarisi ve el sanatları ile dünyanın en eski üniversitesinin burada olması “UNESCO Kültür Miras Listesi”ne 1981 yılında girmeye hak kazandırmış. Bu yer karşımıza 9 000 sokakla çıkıyor ve bu sokakların genişliği yarım metre ile 5 metre arasında değişiyor ve çoğunun genişliği 1-2 metre arasında, tabi böyle olunca Venedik’i saymasak, dünyada “dört tekerlek trafiği olmayan en büyük alan” olarak kabul edildiğini yazmama bile gerek yok. Peki o zaman, buradaki taşımacılık nasıl yapılıyor diye kendimize sorduğumuzda bunun cevabını, “Atansiyon!..” diye bağıran sürücüsü ile yerel halkın yaptığı gibi ilk bulduğumuz bir kapı aralığına kendimizi atarak, yanımızdan geçip giden yükü ağır eşeklerde buluyoruz.

…Ve bir artı bilgi, Faslılar için en büyük hakaretin “Eşek!..” olduğunu bu arada öğreniyoruz; Zavallı hayvan, taşıdığı ağır yükle dünyada diğer yerlerde olduğu gibi buralara da yaranamamış anlaşılan!..

“Medina” Arapça kökenli bir kelime olup burada “Eski Şehir” anlamında kullanılıyor ve Fas’da hemen her şehrin bir “Medina”sı var, yüzyıllar öncesinde yapılmış şehir surları ile yeni yerleşim birimlerinden ayrılıyor. “Fes El Bali” yani “Medina”nın sokak karmaşıklığını basite indirmek için “Telaa Kebira Sokağını” takip etmeniz yeterli, çünkü bu canlı sokak turistleri doğrudan yerel değerlerin ve en önemli tarihi yapıların etrafına kondurulduğu, şehrin kalbi sayılan devasa “Kairaouine-Karavin Camisi(2)”ne götürüyor, ancak bu caminin bütününün fotoğrafını çekmeye bu gezdiğimiz dar sokaklarla mümkün olmuyor, bu canlı sokak ayrıca “Kapı” manasına gelen ana çıkış “Bab”ları bulmakta da büyük kolaylık sağlıyor.

mağrip ülke fas, fas, afife hellena sözmen, afife h sözmen, afife hellena

Faslıların ünlü kukelatalı kıyafeti

Curcuna ve hareketlilikten kurtulmanın hatta ulaşacağımız yere kestirmeden gitmenin tek yolu, yerel rehberimizin önderliğinde, birbirine karanlık ya da aydınlık tünellerle bağlanan, zaman zaman kafamızı eğerek geçtiğimiz iki kişinin yan yana geçemeyeceği yarım metre genişliğinde ki sokaklara sapmak oluyor.

İşte tam o sırada boylu yapılı bir arkadaşımızın “Sıkıştım gidemiyorum, rehberim imdat!..” esprisi hepimizi güldürüyor.

Biz bu ünlü “Telaa Kebira” sokağın sonu sayılan yerden, gösterişsiz bir “Bab” dan (Bab R’cif?!) taze meyve sebzelerin ve değişik yiyeceklerin satıldığı “Pazar”ından girişimizi yapıyoruz. Gözüme ilk, evinin alışverişini yaptığı belli olan eşarplı, pembeli bejli morlu renkte kukuletalı yerel kıyafetli kadınlar takılıyor. Tezgahlarda minik bamyalar, kum havuçları, tatlı patatesler, sarı kavunlar ve hala üzerinde çiçeği diri yeni koparılmış havasında kabaklar bulunuyor, bu arada Fas yemek kültüründe dolmanın yer almadığını da öğreniyorum. Ülkenin yaklaşık 365 gün güneşli hali, yıl boyunca aralıksız karpuz yeme imkanını da sağlıyor. Birden gözümüze kapıya asılı filelerin içinde salyangozlar takılıyor, kimi fileden dışarı çıkma başarısını elde etmiş demir kapının üst tarafında dizilmiş asker halleri ile fotoğraf çektiriyor. “Salyangoz Çorbası” Faslıların en çok sevdikleri yemek türü arasındaymış.

mağrip ülke, fas, afife hellena sözmen, afife h sözmen, afife hellena,

Yufka Dükkanı

Hemen karşı dükkanda ise tüple çalıştığı belli olan, kullanılmaktan kararmış döküm demirden yapılmış, basket topu büyüklüğü ve şeklinde bir yufka pişirme aleti duruyor ancak pişirme olayını seyredemiyoruz, ustası ise temizlik yapmakla meşgul!.. Hayatımda görmediğim bir itinayla tek tek üst üste dizilmiş açıklı koyulu siyahlı yeşili zeytinler, renkli baharatlar, naylonlarla üstü örtülerek korunmaya çalışılsa da bizim memlekettekilere benzemeyen büyüklükteki obur arıların inatçı ziyafetinden kaçamayan kızartılmış şerbetli hamur çeşitleri, tahtalı camlı tezgahlarda sıralanmış duruyor; “Bal tatmak isteyen arı sokmasına aldırmaz!..” Fas deyişinde acaba gördüğümüz bu arı bolluğunun etkisi var mıdır diye düşünmeden de edemiyorum!..

…Ve yan yana dizili sarımsı naylon sepetlerde “Hamsi”, evet yanlış okumadınız “Hamsi” ve yanında derisi yüzülmüş kırlangıç balıklarla satıcısının ancak sığdığı küçük yan yana dükkanlarda, hepsi alıcılarını bekliyor.

fas, fes, mağrip ülke, afife hellena sözmen, afife h sözmen, afife hellena, çin

Fes-Bakırcı usta

Pazarın o ses renk armonisi ve rehası arasında ilerliyoruz…

Birden kulağımıza melodik birbirini takip eden “Tak tak da tak tak!..” sesleri geliyor ve oraya doğru yürüyoruz, karşımıza bu sokaklar için alışılmadık büyüklükte ağaçlı bir alan çıkıyor. Ünlü “Karanouyin-Karavin Camisi”nin güney doğu köşesine konumlandırılan bu yerin adı “Seffarine-Pirinççiler ve Bakırcılar Meydanı” ve bu meydan, dedelerinin dedelerinden kalan çekiçlerle oturdukları alçak taburelerin üstünde, atalarından öğrene geldikleri geleneksel alışkanlıklarla şekil verdikleri pirinç ve bakırlarıyla ünlü; Dükkanlarda Fas çaydanlıkları, boğa başlı musluklar, bizim nazar boncuğumuzla eş anlamı taşıyan Hz. Muhammed’in kızı Fatma’nın elini tasvir eden “Fatima’nın El Süsleri” ve bakırdan dev kazanlar var. Öğrendiğimize göre bu dev bakır kazanlar, sünnet düğün gibi yemekli kutlamalarda kullanılmak üzere kiralanıp sonra tekrar iade ediliyormuş.

Karşımda “Karanouiyine-Karavin Kütüphanesi” duruyor. Buralarda eğitim vermiş ya da eğitimini tamamlamış kişilerin ayak izlerini değişmemiş mimarisi arasında hissetmek, ilginç geliyor.(Örneğin: 1000 yıllarda Hint kökenli günümüz rakamları(DİKKAT?!?) Avrupa’ya tanıtan “Papa Silvestre II”; ünlü İslam düşünür ve tarihçi “İbn Haldun” ve İstanbul Sarayına kadar yolunu düşürmüş bir berberinin sünnet ettiği bir papazın vaftiz ettiği 16. yüzyıl gezgini “Afrikalı Leo” ve daha niceleri…)

Gözlerime arada bir takılan yeşil kiremitli kapı çatı üstleri ile yolumuza devam ediyoruz… Asılmış sıkılmış yünlü pamuklu kumaşlardan sızan renkli suların aktığı evleklerin yanı başlarından küçük bir köprüden geçerek “Endülüs Mahallesi”ne geliyoruz.

fas, mağrip ülke, afife hellena sözmen, çin, fes, tanca, afife h sözmen, afife hellena, tanneries

Fes’in ünlü dabakhanesi-Tanneries

Yerel rehberimiz “Said” birdenbire önümüzde duruveriyor, beni güldüren bir trafik polisi ciddiyeti ile hepimizi bir kapıya yönlendiriyor. Dar merdivenlerden yukarı çıkıyoruz. Bizi elinde nane dallarıyla karşılıyorlar ve her birimizin eline bir dal nane veriyorlar. Önce nedenini anlamasam da rengarenk deri ürünlerinin satıldığı üstü kapalı bir alana gelip kesif yoğun kokuya karşı çare olduğunu anlıyoruz. Ve buradan dışarı baktığımızda Fes’in nice ressamlara kartpostallara konu olan, dünyada “Tanneries-Dabakhane” olarak bilinen bu yer, ortaçağdan beri kullanıla gelen tekniğiyle derilerin çiğnenerek boyandığı o meşhur ünlü renkli sularla dolu toprak çukurlarını görüyoruz.

fas, mağrip ülke, fes, tanneries, afife hellena sözmen, afife hellena, afife h sözmen

Fes-Tanneries

Bizim 50 derece gölgede bile öfleyip pöflediğimiz güneşten yansıyan o yakıcı sıcaklık altında, “çoğu” gözlüksüz şapkasız ve yalın ayakla çalışanlara şaşırıp şaşırıp kalıyoruz. En zahmetli boyanan renk ise sarıymış, bunun nedeni ise inek, güvercin gibi hayvan doğal atıklarıyla yapılan işleminden kaynaklanıyormuş. Derilerden babuş, cüzdan, kemer, puf yastık, ceket gibi ihraç ürünleri yapılıyor ve özellikle çantaları dikkate değer, çeşitli renkleri ve modelleri dünyaca ünlü bir çok çanta firmasına da ilham kaynağı.

Buralara gelmişken, girdiğimiz bir dükkandan bir “Babuş Hatırası” da ben satın alıyorum. “Said”le şakalaşıyoruz, aldığım babuşları göstererek “Adidas” diyor(sonradan öğreniyorum ki Faslılar babuşlarına ‘Fas Adidas’ı diyorlarmış), ben de gülerek onunkileri gösterip “Nike” diyorum, o sırada yanımızdan geçen bir eşeği gülerek gösteriyor, “Mercedes” diyor ben de gülerek “No, BMW!..” diyorum gülüyor, derilerle yüklü geçen bir atı gösterip “Jeep!..” diyerek birbirimizin dilini bilmesek de geliştirdiğimiz evrensel dilde hoş sohbet bir ortam yaratıyoruz.

Bu tür gezilerin en sevdiğim tarafı gittiğimiz yöre insanı ile yapılan sınır tanımayan kültürsel candan yakınlığı ve bir kez daha “Gördüklerine inan, duyduklarına boşver!..” Fas atasözüne hak veriyorum.

mağrip ülke, fas, fes, afife hellena sözmen, afife h sözmen, afife hellena, aleo vera

Fes-Aleo Veralı Kumaşlar

…Ve nihayet alışveriş sonrası, ülkede belediye seçim hazırlığını anlatan siyah çerçevelerin boyandığı duvarların arasından “Sufi” inanışının temsilcilerinden “Sidi(saygıdeğer anlamında) Ahmed Tijani”nin adıyla anılan camiye geliyoruz. İbadet saatleri haricinde inanç merkezlerinin kapalı olması, bizim gibi zamanı kıt kişilere pek uygun düşmüyor ve tek yapabildiğimiz o güzel oymalı, işlemeli kapıların fotoğraflarını çekmek oluyor.

Birbirinin benzeri sarılı dar sokakların yeni elden geçmiş veya eski yollarından bu sefer bizi “Takır tak, takır tak” sesleri ile karşılayan “Aleo Vera Dokuma Tezgahları”na geliyoruz.

Fes-Aleo Vera Tezgahından

“Aleo Vera”’yı ben, güzellik kremlerinde kullanılan bitkisel bir ürün olarak bilirdim, burada ise bir iplik türü; Bize anlatılan da kesilen bir “Aleo Vera” yaprağı havadar yere asılarak kurutuluyor, yaprağın nemi uçup gidince geriye parlak lifler kalıyor ve bu lifler daha sonra canlı renklere boyanarak eşarp, şal ve örtü olarak dokunuyor, parlaklığı ipeği andırsa da yeri biraz daha kalın. İpek, yün, pamuklu dokumalar arasında yerini bulmaya çalışıyor.

MERAKLISINA NOTLAR:

1- KAİRAOUİNE-KARAVİN CAMİSİ:

  • 850’li yıllarda “Tunus (Kairaouine)”dan göç edip buralara yerleşen zengin bir göçmenin iki kızının yaptırdığı Karavin Camisi, medresesi kütüphanesi ile Fes şehrinin büyümesinde hayli etkili olmuş, İspanya’dan gelen Endülüs Müslümanların ve Yahudilerin eğitim ve el becerilerindeki katkıları ile de çok gelişmiş.
  • Camiye yaklaştıkça başımızı eğerek geçtiğimiz tahta engellere rastlıyoruz, bunun amacı saygıyla eğilmeyi sağlamak içinmiş ayrıca Camiye yakın olduğunuzu buradaki dükkanlarda satılan mumlar, tespihler, namaz örtüsü, kurutulmuş çiçeklerden de anlıyorsunuz.
  • Karavin Camisi 20 000 kişinin namaz kılabileceği bir alana sahip.
  • Karavin Camisi, diğer yerlerde de olduğu gibi sadece ibadet saatlerinde kapılarını açıyor ve sadece Müslümanlar girebiliyor.
  • Karavin Camisi Fes’in en büyük camisi ve kütüphanesi de yakın tarihte onarılmış.

2- BABUŞ: Faslıların milli simgelerinden biri sayılan “Babuş” rahmetli babaannem görseydi “şıpıdık terlik” diyebileceği, önü kapalı ucu sivri arkası açık bir ayakkabı türü; Erkekler beyaz çoraplı veya çorapsız sapsarı renkte ve topuksuz olanı, bayanlar ise işlemeli veya işlemesiz her rengiyle bir iki santim topuklu haliyle daha zarif olanını tercih ediyorlar. Terliklerin üstü deve ya da dana derisi, içi keçi, altı ise hayvanın daha kalın kafa derisinden yapılıyor; Oktay Rehberimiz “Bir iki numara büyük almanızda yarar var!..” diyerek uyarıda bulunuyor.

mağrip ülke, afife hellena sözmen, afife h sözmen, fes, tanneries

Fes-Tanneries Çalışanı

KAYNAKLAR:

  • “FAS” Berlitz Cep Rehberi/Dost Yayınları
  • “Stolen Lives-Çalınmış Hayatlar”-Malika OUFKIR/MARİMAX tarafından yazılmış otobiyorgafisi: “Kral Muhammed V” tarafından küçük kızına arkadaşlık yapması için saraya beş yaşında evlatlık alınan “Malika OUFKIR”in babası Fas Krallığı Savunma Bakanı General “Muhammed OUFKIR”di. Daha “Hasan II”e düzenlediği ve başarısız olan suikast sonrasında 1972’de intihar etmesi(!?) ile annesi ve kardeşleriyle yaşanan hapishane hayatını anlatıyor.

NOT: Kültür Gezgini Sayın Doç Dr. Mesut ÖZKAYA’ya fotoğraf paylaşımları için çok teşekkür ederiz.

Keşf-i Diyar-17.08.2011

mağrip ülke, fas, afife hellena sözmen, afife h sözmen, afife hellena, yanneries, fes

Fes-Tanneries

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,